Patalena


  1. azuth:

Yasamak şakaya gelmez, Büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın Ali İsmail gibi mesela Yani, özgürce yaşamanın dışında ve ötesinde hiç bir şey beklemeden Yani bütün işin gücün, mutlu olmak olacak
Yaşamayı ciddiye alacaksın Yani o derecede, öylesine ki Mesela Antakyada, sırtın duvarda Abdullah gibi, Ahmet gibi sokakta insanların için ölebileceksin Hem de görmediğin şehirdeki bir park için Hem de kimse seni buna zorlamamışken Hem de en guzel en gercek şeyin yasamak olduğunu bilerek
Yani öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı 15 yaşındaki bir çocuk gibi.. 64 unde bile mesela, elif çermik gibi barikatta Hem de öyle çocuklara kalır diye değil İnsanlık onurun ağır bastığından..
Yitirilenlere, kaybetmedik demek için, yani yaşamayı hala çok sevdiğimiz için, yarın meydanlardayız, Bir daha eve dönememe ihtimali de var Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini Biz yine bağıracağız barikatlarda..

    azuth:

    Yasamak şakaya gelmez,
    Büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
    Ali İsmail gibi mesela
    Yani, özgürce yaşamanın dışında ve ötesinde hiç bir şey beklemeden
    Yani bütün işin gücün, mutlu olmak olacak

    Yaşamayı ciddiye alacaksın
    Yani o derecede, öylesine ki
    Mesela Antakyada, sırtın duvarda
    Abdullah gibi, Ahmet gibi sokakta insanların için ölebileceksin
    Hem de görmediğin şehirdeki bir park için
    Hem de kimse seni buna zorlamamışken
    Hem de en guzel en gercek şeyin yasamak olduğunu bilerek

    Yani öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı 15 yaşındaki bir çocuk gibi..
    64 unde bile mesela, elif çermik gibi barikatta
    Hem de öyle çocuklara kalır diye değil
    İnsanlık onurun ağır bastığından..

    Yitirilenlere, kaybetmedik demek için, yani yaşamayı hala çok sevdiğimiz için, yarın meydanlardayız,
    Bir daha eve dönememe ihtimali de var
    Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini
    Biz yine bağıracağız barikatlarda..

  2. azuth:

Tam bir sene.. çoğumuzun hayatını bir daha asla geri dönülemeyecek kadar değiştiren bir sene.. “Elem en büyük mürebbiyedir” derler ya, büyüdük hepimiz, eh büyük şairin dediği gibi ustalaştık biraz daha taşı kırmakta, dostu düşmandan ayırmakta.. koca bir sene, her şey dün gibi..
İtalya’daydım gezi başladığında. Siz burada direnirken, ben orada 96 saat uyumadan, bilgisayarın başında, sanki uyusam hepinize ihanet edecekmişim gibi.. kıskandım orada olamadığım için, aymı gazı soluyamadığım için, gurur duydum sonsuz, yaptıklarınızı gördüğümde sokaklarda.. inanın biraz uzaktan bakınca kocaman yaşam dolu bir orman kadar hür ve kardeş gözüküyordunuz..
Dönüşte havalimanında alınacak mıyım göz altına diye bahisler döndü adıma da herhalde “deli bu elleşme” dediler hakkımda da giriverdim memlekete sessizce..
Görmeye, göstermeye, anlamaya devam ettim sonra. Çok güzel insanlarla tanıştım, aynı taraftan göğe bakmaktan çıldırasıya mutlu olduğum insanlarla.. koca bir sene..
Eski ben değilim artık, bambaşka oldum, duvarlara şiirler yazdım, polise taş atıp küfrettim, ağladım gözlerim kuruyasıya, en çok memik oğlan için.. büyüdüm, uyandım.. şimdi dostların arasında hissediyorum kendimi, hiç olmadığım kadar güneşin sofrasındayım..

    azuth:

    Tam bir sene.. çoğumuzun hayatını bir daha asla geri dönülemeyecek kadar değiştiren bir sene.. “Elem en büyük mürebbiyedir” derler ya, büyüdük hepimiz, eh büyük şairin dediği gibi ustalaştık biraz daha taşı kırmakta, dostu düşmandan ayırmakta.. koca bir sene, her şey dün gibi..

    İtalya’daydım gezi başladığında. Siz burada direnirken, ben orada 96 saat uyumadan, bilgisayarın başında, sanki uyusam hepinize ihanet edecekmişim gibi.. kıskandım orada olamadığım için, aymı gazı soluyamadığım için, gurur duydum sonsuz, yaptıklarınızı gördüğümde sokaklarda.. inanın biraz uzaktan bakınca kocaman yaşam dolu bir orman kadar hür ve kardeş gözüküyordunuz..

    Dönüşte havalimanında alınacak mıyım göz altına diye bahisler döndü adıma da herhalde “deli bu elleşme” dediler hakkımda da giriverdim memlekete sessizce..

    Görmeye, göstermeye, anlamaya devam ettim sonra. Çok güzel insanlarla tanıştım, aynı taraftan göğe bakmaktan çıldırasıya mutlu olduğum insanlarla.. koca bir sene..

    Eski ben değilim artık, bambaşka oldum, duvarlara şiirler yazdım, polise taş atıp küfrettim, ağladım gözlerim kuruyasıya, en çok memik oğlan için.. büyüdüm, uyandım.. şimdi dostların arasında hissediyorum kendimi, hiç olmadığım kadar güneşin sofrasındayım..

  3. Fotoğraf: Taksim Dayanışmasından Basına ve Kamuoyuna
#GeziyiHatırlat #GeziyiUnutma #Gezi #ElifÇermik #meydandayiz #BiberGazıYasaklansın

  4. "Sökülen o 12 ağacın şehre ve yaşam alanına yapılan saldırıların, vahşi neoliberal politikaların, farklı olana nefes aldırmamanın simgesi olduğunu anlayamadılar.

    Sokaklara dökülen insanlık onurlarının, vatandaşlık haklarının, özgürlüklerinin, adaletin peşinde olduklarını, devlet tarafından kutuplara itilip koparılan memleketin parçalarıyla barışmayı amaçladıklarını anlayamadılar.

    İtelediler, tekmelediler, boğdular, ağlattılar, öldürdüler.

    365 gün geçti hala anlamadılar. 100 çarpı 365 gün geçse de anlamayacaklar.

    O 12 ağacın anlamını bilmeyen bir gelenekten geldiler, öğrenemeden gidecekler.”  Ezgi Başaran

  5. Hesabı sorulmadıysa;
    Güneş gibi erimiş, bahar suları gibi akmış kanların,
    hesabı sorulmadıysa daha, sorulmayacak sanmayın, / M.İlhan Erdost

  6. 27 Mayıs 2013’ü 28 Mayıs 2013’e bağlayan gece Saat 22:00 civarı 5 ağacın sökülmesiyle başlayan Gezi Direnişi 365 gününü doldurdu.Yitirdiğimiz canlar, UNUTULMADINIZ!

  7. "Madende hiç bir sorun yoktu, madenciler intihar etti ! Maden şirketi mağdur…Ethem pkk’lı idi, Kızılayı ateşe vermişti, kahraman türk polisi canını hiçe sayarak onu etkisiz hale getirdi ! Ahmet isyankardı kendini çatıdan attı ! Ali ismail fırıncıyı döverken kafasını kırdı ! Berkini ekmek çarptı ! Medeni mermiye kafa attı ! Uğur yanlışlıkla kurşun yuttu ! Polise molotof attılar deniyor vallahi yalan göktaşı yağmuruydu o . 433 çocuk da yetim kaldı, bu da onların fıtratlarında vardı zaten, yapacak bir şey yok."

    Bazıları öyle acayip pencerelerden bakıyorlar ki hayata, insanın itiveresi..Aaa, düştü diyesi geliyor..=/

  8. ssavasava:

Gerçek Üstü Bir Hikaye
Rivayet olunur ki; Kuşların hükümdarı olan Simurg -Zümrüd-ü Anka, Kaknus, ya da batıda bilinen adıyla Phoenix- Bilgi Ağacı’nın dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş.
Bu kuşun özelliği gözyaşlarının şifalı olması ve yanarak kül olmak suretiyle ölmesi, sonra kendi küllerinden yeniden dirilmesidir.
Kuşlar Simurg'a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürmüş.
Kuşlar dünyasında her şey ters gittikçe onlar da Simurg'u bekler dururlarmış.
Ne var ki, Simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler.
Derken bir gün uzak bir ülkede bir kuş sürüsü Simurg'un kanadından bir tüy bulmuş.
Simurg'un var olduğunu anlayan dünyadaki tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte Simurg'un huzuruna gidip yardım istemeye karar vermişler.
Ancak Simurg'un yuvası, etekleri bulutların üzerinde olan Kaf Dağı’nın tepesindeymiş.
Oraya varmak için ise yedi dipsiz vadiyi aşmak gerekirmiş, hepsi birbirinden çetin yedi vadi…
İstek Aşk Marifet İstisna Tevhid Hayret Yokluk vadileri
Kuşlar, hep birlikte göğe doğru uçmaya başlamışlar.
İsteği ve sebatı az olanlar, dünyevi şeylere takılanlar yolda birer birer dökülmüşler.
Yorulanlar ve düşenler olmuş…
Aşk Denizi’nden geçmişler önce…
Ayrılık Vadisi’nden uçmuşlar…
Hırs Ovası’nı aşıp, kıskançlık Gölü”ne sapmışlar…
Kuşların kimi Aşk Denizi’ne dalmış, Kimi Ayrılık Vadisi’nde kopmuş sürüden… Kimi hırslanıp düşmüş ovaya, Kimi kıskanıp batmış göle…
Önce Bülbül geri dönmüş, güle olan aşkını hatırlayıp Papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş oysa tüyleri yüzünden kafese kapatılırmış
Kartal, yükseklerdeki krallığını bırakamamış Baykuş yıkıntılarını özlemiş Balıkçıl kuşu bataklığını
Yedi vadi üzerinden uçtukça sayıları gittikçe azalmış.
Ve nihayet beş vadiden geçtikten sonra gelen Altıncı Vadi “şaşkınlık” ve sonuncusu Yedinci Vadi yok oluş’ta bütün kuşlar umutlarını yitirmiş…
Kaf Dağı’na vardıklarında geriye otuz kuş kalmış.
Sonunda sırrı, sözcükler çözmüş:
Farsça si, otuz demektir… Murg ise “kuş”… Simurg’un yuvasını bulunca anlamışlar ki; Simurg - otuz kuş demekmiş. Onların hepsi Simurg’muş.
30 kuş, anlamışlar ki, aradıkları sultan kendileridir ve gerçek yolculuk, kendine yapılan yolculuktur…
”Simurg sayfasından alıntıdır”

    ssavasava:

    Gerçek Üstü Bir Hikaye

    Rivayet olunur ki; Kuşların hükümdarı olan Simurg -Zümrüd-ü Anka, Kaknus, ya da batıda bilinen adıyla Phoenix- Bilgi Ağacı’nın dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş.

    Bu kuşun özelliği gözyaşlarının şifalı olması ve yanarak kül olmak suretiyle ölmesi, sonra kendi küllerinden yeniden dirilmesidir.

    Kuşlar Simurg'a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürmüş.

    Kuşlar dünyasında her şey ters gittikçe onlar da Simurg'u bekler dururlarmış.

    Ne var ki, Simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler.

    Derken bir gün uzak bir ülkede bir kuş sürüsü Simurg'un kanadından bir tüy bulmuş.

    Simurg'un var olduğunu anlayan dünyadaki tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte Simurg'un huzuruna gidip yardım istemeye karar vermişler.

    Ancak Simurg'un yuvası, etekleri bulutların üzerinde olan Kaf Dağı’nın tepesindeymiş.

    Oraya varmak için ise yedi dipsiz vadiyi aşmak gerekirmiş, hepsi birbirinden çetin yedi vadi…

    İstek Aşk Marifet İstisna Tevhid Hayret Yokluk vadileri

    Kuşlar, hep birlikte göğe doğru uçmaya başlamışlar.

    İsteği ve sebatı az olanlar, dünyevi şeylere takılanlar yolda birer birer dökülmüşler.

    Yorulanlar ve düşenler olmuş…

    Aşk Denizi’nden geçmişler önce…

    Ayrılık Vadisi’nden uçmuşlar…

    Hırs Ovası’nı aşıp, kıskançlık Gölü”ne sapmışlar…

    Kuşların kimi Aşk Denizi’ne dalmış, Kimi Ayrılık Vadisi’nde kopmuş sürüden… Kimi hırslanıp düşmüş ovaya, Kimi kıskanıp batmış göle…

    Önce Bülbül geri dönmüş, güle olan aşkını hatırlayıp Papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş oysa tüyleri yüzünden kafese kapatılırmış

    Kartal, yükseklerdeki krallığını bırakamamış Baykuş yıkıntılarını özlemiş Balıkçıl kuşu bataklığını

    Yedi vadi üzerinden uçtukça sayıları gittikçe azalmış.

    Ve nihayet beş vadiden geçtikten sonra gelen Altıncı Vadi “şaşkınlık” ve sonuncusu Yedinci Vadi yok oluş’ta bütün kuşlar umutlarını yitirmiş…

    Kaf Dağı’na vardıklarında geriye otuz kuş kalmış.

    Sonunda sırrı, sözcükler çözmüş:

    Farsça si, otuz demektir… Murg ise “kuş”… Simurg’un yuvasını bulunca anlamışlar ki; Simurg - otuz kuş demekmiş. Onların hepsi Simurg’muş.

    30 kuş, anlamışlar ki, aradıkları sultan kendileridir ve gerçek yolculuk, kendine yapılan yolculuktur…

    ”Simurg sayfasından alıntıdır”

  9. Olduğum yere mıhlanıp kaldığım, boğazımın tıkanıp, soluk alamadığım an.  =/

    Olduğum yere mıhlanıp kaldığım, boğazımın tıkanıp, soluk alamadığım an.  =/

    (via soulliner-deactivated20140704)